/  Makaleler  /  İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Makaleler

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ NEDEN ÖNEMLİDİR?

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Yazar
Yavuz Adugit
yadugit
3

 

Ortadoğu’nun bir parçası olsa da, şimdiye değin Ortadoğu’nun kanlı ortamını seyreden Türkiye’nin vatandaşları olarak bizler, artık söz konusu ortamın bizzat aktörleri mi oluyoruz, acaba? Şiddet sarmalı, gün geçtikçe etrafımızdaki çemberi daha da daraltacağa benzemiyor mu?  Soruları sormaya başladıysak, ortada ters giden bir şeyler var demektir, ters giden bir şeyler varsa, müdahale etmemiz lazım. Zira biz İNSANIZ ve insan birkaç sözün devamıdır.

Sorunlar yaşıyoruz, bu kesin! Ama bir kesinlik daha var; sorunlara, ancak onlara maruz kalanlar kalıcı çözüm getirebilirler; çünkü belirli bir sorunu çözmek değildir kalıcı huzuru getirecek olan, daha az sorun doğuran bir ortam inşa etmektir. Durum bütün çıplaklığıyla böyle, fakat sorunları çözmekten aciz kalıyoruz, üstelik gün geçtikçe onları besliyoruz, büyütüyoruz, içinden çıkılmaz bir hale getiriyoruz. Neden, ama neden? Sorunlarını çözme kudretinden yoksun toplumların veya devletlerin bu zaaflarının altında yatan nedenin ne olduğuna dair harhangi bir soruya doğru cevap vermenin yolu, sorunlarını kendi güç ve imkânlarıyla çözme kapasitesine ulaşmış toplumların ve devletlerin yeterliliklerinin arkasındaki kaynağın ne olduğunu bulmaktan geçiyor. Öyleyse daha az sorunlu toplumlarda bulunup da, sorunlara garkolmuş toplumlarda bulunmayan ne vardır?

Hiç kuşku yoktur ki, ilk elden, birçok kişinin aklına, yaratabilme ve üretebilme güç ve kapasitesine sahip olmak şeklinde bir gerekçe gelecektir; yani bilim, sanat, felsefe yapma, teknik üretme, artı-değer yaratma gücü gibi. Öyle, ama bunları yapabilmenin zemini, bunların arkasındaki kaynak nedir? İşte asıl soru budur! Zira aranan bu neden, daha temel, daha köklü bir nedendir.

Tereddüte hiç mahal yok! Cevap son derece açık; İfade özgürlüğü…  Zira ifade özgürlüğünü, birey açısından, devlet açısından ve toplum açısından kaçınılmaz kılan önemli nedenleri vardır.

İfade özgürlüğünün bireyler açısından önemi:

  1. Her bir birey, kişilik özellikleri bağlamında diğerlerinden özce farklıdır; insan doğasının gereği olan bir farklılık, bireysel fikirlerin farklılığına işaret eder. Hiçbir birey, tamamen diğerleri gibi düşünmez ve eylemde bulunmaz. Ama bu, her bireyin haklı olduğunu göstermez, sadece olgusal durumu betimler. Bu durumda ifade özgürlüğünü kısıtlamak, düşünme ve ifadet etme gibi kurumsal olmayan edim ve etkinlikleri, belirli kurumların –siyasi kurumların, mahkemelerin, koluk kuvvetlerinin– denetimine sokma gibi son derece vahim bir hataya yol açar. Bütün bütüne bireysel olan şeyi kuramsallaştırmanın, ne bireylere ne de kurumlara getirisi vardır.
  2. Her birey, düşündüğünün doğru olduğuna inanır. Bu, her bireyin, her düşündüğünün doğru olduğu anlamına değil, sadece bireylerin düşüncelerine böyle yaklaştığı anlamına gelir. Bu durumda, ifade özgürlüğü, karşıt ve farklı fikirleri karşı karşıya getiren bir ortam yaratarak, bireylere, kendi fikirlerini daha geniş bir çerçevede değerlendirme, dolayısıyla yanlışsa, yanlış olduğunu görme imkânı tanır. Öyleyse ifade özgürlüğü, her şeyden önce, bireylere yanlışı görme şansını yakalamalarına katkıda bulunur. İfade özgürlüğü kısıtlanabilen bir şey olmasına rağmen, düşünme özgürlüğü kısıtlanabilir bir şey olmadığından, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasıyla yaratılan süreç, insanların düşündüklerinin yanlış olduğuna ikna olmalarını engelleyen baskıcı bir ortam aracılığıyla daha fazla samimiyetsizliğe yol açar. Ve biliyoruz ki, sahici olmayanların insanlığa da, halklarına da bir katkısı yoktur, olamaz.

    İfade özgürlüğü devlet açısından önemi:

  1. İfade özgürlüğü, en genel biçimiyle dile getirilirse, kurumlar arası ilişkileri yasalar aracılığıyla idare eden bir üst kurum olarak devletin, farklı fikirlerin karşılaşmasından, bir araya gelmesinden doğan tartışma ortamı sayesinde doğru olduğuna kanaat getirilen fikirden yararlanma olanağı elde etmesine yarar.
  2. Doğru ya da yanlış, fikirlerin kendilerini ifade etme olanağı yaratan ifade özgürlüğü, vatandaşların hem yasaları ihlal etme, hem de devlete düşman olma nedenini ortadan kaldırarak, ilk görevi vatandaşların can güvenliğini sağlamak olan devletin varlığını da güvence altına almış olur.
  3. Daha önemlisi, ifade özgürlüğü, araştırma kurumlarında bilgiye ulaşmak, bilgiyi yayınlamak ve yaymakla yükümlü olan araştırmacıların üstündeki baskıyı ortadan kaldırarak, onların yetenek ve becerilerini daha iyi kullanmalarını, dolayısıyla daha yaratıcı olmalarını sağlar. Bu ise, bilim, felsefe, sanat üretimine katkıda bulunarak, devletin yasa yapma, kurumları şekillendirme, kurumları yönetme konusunda gerekli olan bilgisel gereksinimi karşılar. Böylece güçlü kurumlar sayesinde devletin güçlü –yani geniş imkânlara sahip olup, onları vatandaşlarının yaşamlarını zenginleştirmek için kullanmaya olanak tanıyan– bir yapıya ulaşmasını katkıda bulunur.

İfade özgürlüğünü toplum açısından önemi:

  1. İfade özgürlüğü, bireylerin kendilerini ifade etmelerini sağlayarak, bireyler arasındaki çatışmaları ortadan kaldırdığı için, kutuplaşmaya eğilimi olmayan barışçıl bir toplum yaratır.
  2. İfade özgürlüğü, bilgiyle şekillenen kurumlar aracılığıyla toplumun, halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına, sorunlarının giderilmesine katkıda bulunur. Zira bilgiyi, toplum veya halk ürtmez, bireyler üretir. Ve bilgiye ulaşmayan, ama bilgiye gereksinimi olan halkın, bilgiden yararlanması, ancak kurumlar aracılığıyla üretilen hizmetlerle mümkün olur. Hastanede iyileşmek, ekonominin iyi olması nedeniyle iyi bir yaşamın idamesi için gerekli olan gelir düzeyine ulaşmak, teknik ve mühendislik nedeniyle deprem, sel, verimsizlik, çevre sorunları gibi doğal afetlerden korunmak, temel insan haklarının güvence altına alındığı yasalarla yönetilmek, güvenilir ve adil bir hukuksal düzenleme aracılığıyla idare edilmek… İfade özgürlüğü olmadığında, üstünde hissettiği baskıyla yetenek ve becerileri bastıran bireylerden, ciddi araştırmalar yapmak beklenmeyeceğinden, halk, bilgiye ulaşma, dolayısıyla sorunlarını çözme imkânından mahrum bırakılmış olunacaktır.

Haliyle sorunların varlığı, ifade özgürlüğünü kısıtlamanın koşulu değildir, tam aksine ifade özgürlüğünün kısıtlanmaması, sorunların çözümünün koşuludur. Uğruna ölünecek bir vatan değil, içinde mutlulukların paylaşıldığı bir ülke yaratmak için her türden sözün önünü açmanın elzemliğini kavramanın zamanı çoktan geçmedi mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir